Bütün hayatını bir sırt çantasına tıkıştırıp,çıktı şehirden. Gidişi ayrılık mıydı, terk etmek miydi o şehir için... hiç bilemedi; ayrılmakla, terk etmenin farkını.Şimdi duvarları çığlıklarla boyanmış otel odasında; dişlerini ve yumruklarını sıkmış ağlıyordu. Göz yaşları, her zamanki gibi yalnız olduğunu hatırlattı ona... Akmak için kendisine ihtiyacı yokmuş gibi boşalıyordu, morarmış göz çukurlarından.
Birden bire durduverdi öylece. duvarlarda gezindi ıslak bakışları; evinin duvarlarıyla aynı renkteydi otel odasının duvarları. "Yok" dedi. "Belki biraz daha koyu olabilir evin duvarları "
Haklıydı, evde daha koyuydu çığlıkları...